| ÇOCUKLAR NEDEN YALAN SÖYLER
ALİ ÇANKIRILI
Bize bir anne geldi. “Doktor, dedi, oğlum sık
sık yalan söylüyor. Yaşadığını söylediği hikâyeler uyduruyor. Ailece
yalandan nefret ederiz. Çocuğuma yalan söylediğimizi hiç
hatırlamıyorum. Bu durum beni çok üzüyor. Defalarca yalanın kötü bir
şey olduğunu söylediğim halde vaz geçiremedim. Size gelmekten başka
çarem kalmadı.”
Anneyi dinledikten, çocuk ve aile hakkında
birkaç soru sorduktan sonra konu anlaşıldı. Tebessüm ederek, “Boşuna
telaşlanmışsınız, ortada yalan diye bir şey yok, çocuğunuzun
davranışları gayet normal,” dedim.
Anne rahatlayacağı yerde iyice telaşlandı:
–Nasıl olur, söylediklerinin yalan olduğununu
ben biliyorum. Hatta, bir defasında, sıkıştırdığım zaman “Yalan
söylemiyorum, sen de vardın, beraber otobüse bindik,” dedi.
Bu son sözler üzerine olay iyice
aydınlanmıştı.
–Boşuna telaşlanmışsınız, dedim, olay gayet
basit. Çocuk size rüyasını anlatmış.
Anneye gerekli açıklamaları yaptıktan ve
örnekler verdikten sonra ancak ikna edebildim. Yalan söylediğinden
yakındığı oğlu, üç buçuk yaşındaydı ve ilk çocuğuydu. Anne olaya
yetişkin gözüyle baktığı için yanılıyordu. Ona göre, olmamış bir olayı
olmuş gibi anlatmak ve kendisini olayın kahramanı olarak göstermek
yalancılıktı. Annenin verdiği bilgiye göre, çocuğun yalan söylemesi
için bir sebep yoktu. Anne ve baba çocuklarını seviyor, ona değer
veriyor, yeterince zaman ayırıyorlardı. Aşağıda anlatacağımız gibi,
çocuğu yalan söylemeye iten çeşitli sebepler vardır. Bunların başında
“güvensizlik duygusu” gelir. Sevildiğinden ve kendisine değer
verildiğinden emin olmayan çocuk, kendisinin merkezinde olduğu
hikâyeler uydurarak dikkat çekmek ve güven kazanmak ister. Ancak,
burada yine amacı yalan söylemek değildir. Vakamızdaki çocuğa gelince,
teşhisimize göre, çocuk anneye ve babaya gördüğü rüyaları
anlatmaktadır. Dört yaşına kadar çocuklarda benmerkezci (egosantrik)
bir kişilik hâkimdir. Eşyaya ve olaylara kendi gözleriyle bakarlar.
Dünyanın merkezinde kendileri vardır. Canlı-cansız ayırımı yapamazlar.
Kendileri canlı olduğuna göre, her şey canlıdır. Bindiği oyuncak at
ile gerçek at arasında fark yoktur. Onunla canlıymış gibi konuşur. Bu
yaştaki çocuklar, rüya ile gerçek dünya arasında ayırım yapamazlar.
Rüyayı yaşanmış olarak algılarlar. Vakamızda “yalan söylemiyorum, sen
de vardın, beraber otobüse bindik,” sözlerinden bunu anlıyoruz. Eğer
anne çocuk gelişimi ve psikolojisi hakkında bilgi sahibi olsaydı bize
gelmesine gerek kalmaz, olayı kolayca çözerdi.
Yalan söylemek bir davranış bozukluğudur
Beş yaş ve üzerindeki çocuklarda “yalan” bir
davranış bozukluğu olarak değerlendirilir. Eğer buna tırnak yemek,
altını ıslatmak, kekemelik, tik, inatçılık, tembellik, saldırganlık,
korkaklık, içe kapanıklık gibi bir veya birkaç davranış bozukluğu da
eşlik ediyorsa durum ciddi demektir.
Gelişmiş elektronik cihazlarda, her biri
farklı görevler yapan yüzlerce devre vardır. Bu devrelerden biri arıza
yaptığı zaman devreye bağlı bir uyarı sinyali harekete geçerek
kullanıcıyı uyarır. Bilgisayar kullananlar bunu çok iyi bilirler.
Arıza giderilmediği ve çalışmaya devam edildiği taktirde bilgisayar
sağlıklı çalışmadığı gibi, zamanla daha ciddi arızalar ortaya
çıkacaktır. Aynen bunun gibi, çocuklarda ortaya çıkan bir davranış
bozukluğu farkedilmez veya ciddiye alınmazsa zamanla daha ağır
bozukluklar buna eşlik edecek, tedavisi güç ruh sağlığı problemleri
ortaya çıkacaktır. Anne babalar, çocuklarında gördükleri bir davranış
bozukluğunu, ruh sağlığının tehlikede olduğunu haber veren bir uyarı
sinyali anlamına geldiğini bilmeli, çocuğu suçlayarak veya baskı
kurararak bunu gidermeye çalışmamalı, “Ben nerede yanlış yaptım?”
sorusuna cevap arayarak olaya yaklaşmalıdır.
Çocuk yalan söylemeyi bizden öğrenir
Amerika’da çalıştığım okullarda çocukların
yalan söylediklerine ve kopya çektiklerine hiç rastlamadım. Yine
üzülerek ifade edeyim ki, Türkiye’de çalıştığım okullarda en dindar
aile çocuklarının bile sıkıştıklarında yalan söylediklerine ve kopya
çektiklerine çok rastladım. Neden Amerikalı çocuk yalan söylemez de
Türk çocuğu yalan söyler? Sorunun cevabı gayet basit: Çocuk yalanı
aileden öğrenmektedir. Belki doğrudan değil, ama dolaylı yoldan çocuğa
yalanı biz öğretiyoruz. Telefona cevap vermeye giden çocuğuna, “Beni
filanca sorarsa evde yok dersin,” diyen bir baba veya anne dolaylı
yoldan çocuğa yalan söylemeyi öğretmektedir. Yine okul yıllarında
nasıl kopya çektiğini, bulduğu yeni kopya çekme usulleriyle
öğretmenini nasıl atlattığını övünerek anlatan bir baba çocuğunu kopya
çekmeye ve kolay yoldan not almaya özendirmektedir.
Bayanlar arasında sık kullanılan “beyaz
yalan” sözünü duymuşsunuzdur. Kimseye zararı olmayan yalana beyaz
yalan denirmiş. Bir kimseye yalan söylemekle onu aldatmış olmuyor
muyuz? Aldatmanın siyahı ve beyazı olur mu?
Çocuk ilgi çekmek için yalan söyler
Yalan söyleyen çocuğun yaşına bakılır. Eğer
beş yaşın altında ise, yalan söylemenin amacı kesinlikle aldatmak
değildir. Yeterli sevgi alamayan veya gördüğü sevgiden emin olmayan,
ilgi eksikliği yaşayan çocuklar dikkatleri kendi üzerlerine çekmek
için hikaye uydururlar. Bu çocuklar, azarlanmak ve dayak yemek
pahasına da olsa her çareye baş vururlar. Yaramazlık yapan ve yalan
söyleyen çocukların amacı anne babayı kızdırmak ve çileden çıkarmak
değildir. Ancak, yaramazlık yapmalarına rağmen, yeterli ilgiyi elde
edemezler ve sevildiklerinden emin olamazlarsa saldırgan bir kişilik
geliştirmeye başlarlar.
Çocuk güven kazanmak için yalan söyler
Ana okuluna ve ilköğretim okuluna devam eden
çocuklarda sık görülen bir yalan türüdür. Eğer çocuk derslerinde
başarılı değilse, okulda ve ailede tembelliği başa kakılıyor,
horlanıyor, aptal yerine konuyorsa; bu çocukta telafisi zor bir
aşağılık duygusu gelişmeye başlar. Kendini değersiz, aptal, işe
yaramaz biri olarak görmeye başlar.
Hiçbir çocuk bilerek tembelliğe ve
başarısızlığa razı olmaz. Onu başarısızlığa iten sebepler vardır.
Mesela, hiperaktivite ve dikkat eksikliği bozukluğu olan bir çocuk,
dikkatini uzun süre yoğun tutamayacağı için istese de fazla başarılı
olamaz. Dikkati sık sık başka şeylere kaydığı için sınıfta
anlatılanları aklında tutamaz. Sırasında rahat oturamaz. Öğretmenini
ve arkadaşlarını rahatsız edecek davranışlarda bulunur. Ev ödevlerini
gerektiği gibi yapamaz. Tembellik ve başarısızlık bu çocuğun suçu
değildir. Tedavi edilmesi gerekir. Hiperaktif çocuklar,
başarısızlıklarını örtmek ve güven kazanmak için yalan söyler.
Her insan gibi, çocuk da toplum tarafından
beğenilmek ve taktir edilmek ister. Çocuk ilk beğeniyi anne ve
babasından bekler. Sevilen, ailede adam yerine konan, değer verilen ve
iyi davranışları taktir edilen, zekası normal bir çocuğun başarılı
olması beklenir ve başarılı da olur. Derslerinde başarısız,
arkadaşlarıyla geçimsiz, davranış bozuklukları olan ve sık yalan
söyleyen bir çocuk bize getirildiği zaman; ilk iş olarak aileyi
inceleriz. Beyinde arıza bırakacak bir hastalık geçirip geçirmediğini,
doğumunun normal şartlar altında gerçekleşip gerçekleşmediğini
araştırırız.
Çocuk cezadan kaçmak için yalan söyler
Dürüstlüğü ve doğru sözlülüğü karşısında ceza
gören bir çocuk, cezadan kaçmak için yalan söyleyebilir. Cezalandırma
dayaktan ibaret değildir. Dayak en kötü disiplin aracıdır ve eğitime
olumlu bir katkısı yoktur. Günah keçisi gibi devamlı suçlanan,
kendisini savunmasına izin verilmeyen, başkalarıyla kıyaslanan
çocuklar da bir anlamda cezalandırılmış demektir. Eğer sınavdan aldığı
düşük notu söylediğinde azar işitir, “Yine mi zayıf aldın, bu notlar
ne zaman düzelecek, ne zaman çalışmaya başlayacaksın?” suçlamalarıyla
karşılaşırsa; bir sonraki zayıfını söyleme cesareti gösteremeyecek,
yalana baş vuracaktır.
Yalan söyleyen çocuğun kendisine saygısı
kalmaz, kendisinden utanır. Özgüvenden yoksundur. Yeteneklerinin ve
sahip olduğu değerlerin farkında değildir. Kendisini değersiz ve işe
yaramaz olarak görür.
Anne babalar, çocuklarının fizik sağlığı ile
ilgilendikleri kadar ruh sağlıklarıyla da ilgilenmelidir. Ruh sağlığı
bozulmuş bir çocuğun fiziksel ihtiyaçları fazlasıyla yerine getirilse
bile hastalıklı bir kişilik geliştirecektir. Yüksek makamlara gelmesi,
büyük paralar kazanması onu mutlu etmeye yetmeyecek, içinde hep ruhsal
bir açlık hissedecektir. Zafer Dergisi |