Unut beni çocuğum!! Benden çok şeyler bekliyorsun, biliyorum; biliyorum, ama seninle ilgilenecek vaktim yok. Vaktim olsa bile, sana nasıl davranılır, bilmiyorum..

 

           Nicedir kendi işlerime daldım. Hatta sana ekmek parası kazanıyorum teraneleri içinde ''gerçek sen''i unuttum. ''SEN KİMDİN?'' işte bunu bilmiyorum. Çünkü ben de ''ihmal''le büyüdüm. Kocaman ''adam'' olduğumda çoluk çocuk sahibi olduğumu gördüm. ''SEN''i gördüğümde vakit çok geçmişti..

 

          ''SEN''in sürekli soruların vardı. Bende ise sorularına cevap yoktu. Yani kelimeler.Ben kelimelerimi kaybetmiştim. Hasılı ikimizde şaşkındık. Çok zaman göz göze geldiğimizde aramızda önemli bir alışveriş olmadığını gördüm. Böyle ''yakınlık'' olur muydu? Sen böyle böyle mi büyüyecektin?

 

          Aynı evde, yıllarca, göz göze, diz dize; ama ayrıydık...

 

          Dilimi sana ayarlayamıyordum. Gönlümü sana açamıyordum o zaman. O zaman seninle ben ''bir'' olamıyorduk. İşte bu yüzden ''unut beni çocuğum'' diyorum. Unut beni de kendine vakit kaybetmeden bir ''dünya'' kur. Kur da beni beklerken kaybolma. Binlerce kayıplar arasına sen de girme!

 

         Unut beni çocuğum! Şaka yapmıyorum. Param pulum var, evim(iz) var. Üst baş alayım sana, özel okullara vereyim seni, gezdireyim, ne istersen yapayım. Pazarları maça götüreyim seni, yazları kıra, dağa, denize...Ama sana ulaşacak köprüler yıkık, yani kelimeler. Yaşıyoruz işte. Bunu anladım; ama dediğim, geç. Anladığımda yapacak şey yoktu. ne bileyim ben. Evlât büyütmeyi peynir ekmek yemek bellemişim. Bir içim su veya. Öyle değilmiş işte. Seni anlamak, senin o küçücük bedenindeki kocaman ruhuna seslenmek ne zormuş öyle...

 

        Unut beni çocuğum! Sana gelemiyorum, bunu bil. Ben de annen de çaresiziz. İşin böylesine ''ciddi'' olduğunu bilmiyormuşum. Eline kitap tutuşturmak gibi adetim de yok benim. O da ayrı bir kültür işi, seçme işi. Araştırmak, bulmak, getirmek...bir sürü iş...

 

       Eğer yarın sen de çocuğuna ''Unut beni çocuğum'' demek istemiyorsan, kitaplara koş. Ancak bunu diyorum sana. Biz büyükler kendi derdimize yanar olduk. kulları bile cehalet yuvası haline soktuk. Unut beni, muallimleri...

 

     Seni kitaplarla ve kâinat kitabıyla baş başa bırakıyorum. Onları unutma...Onları unutma..!!

 

    Vesselam... Ali Hakkoymaz