- Bebeğimizin akıllı olacağını hayal ediyorsun; ya olmazsa...
- Evet, belki bizim şu an fark edemediğimiz bir rahatsızlığı vardır ya da
geçireceği bir hastalık yüzünden sorunları olabilir... Böyle olmasını
elbette istemem ama... Olursa onu da Allah’ın bir hediyesi olarak kabul
ederim. Ama böyle olmaz; normal bir çocuk olursa problem yok.
- Nasıl yani?
- Sıradan bir bebeği ya da çocuğu akıllı yapmanın yollarını biliyoruz artık.
- Nasıl bu kadar güvenli konuşuyorsun?
- İnsanları yetiştiren süreçlerdir. Bir insanı talimatla yetiştiremezsin;
ama onu yetişebileceği süreci / ortamı tasarlayabilirsin. Bugün insanın
kişiliğini kazanmasına yardım edecek, aklının / bağlama kapasitenin
gelişmesine yardım edecek süreç ve ortam birçok ailenin erişebileceği kadar
yakın sanırım.
- Biz kendi bebeğimiz için neler yapacağız peki?
- Sırasıyla söylemeyeceğim; ama yapılabileceklerin bir resmini çizeyim
sana...
- Birinci kural, bir bebeğin ya da çocuğun dünyasına olabildiğince çok
referans girmesine izin ver. Yeni müzikler, yeni eşyalar, yeni yerler, yeni
insanlar, yeni kurslar-müzik, yüzme, basket, judo vb. gibi. Onu engellemek
yerine, “Ona dokunma, onu yapma, ona bakma!” demek yerine onu özgür
bırakmak... Ama bir şeyleri kırıp dökecek olursa... Onun da çaresi basit,
“ona yapma” demek yerine, onun kırılıp kaybedilebileceğini çocuğa söylemek
gerek. Bir bebek ya da çocuk anlamaz diye düşünme sakın. Bir çocuğu veya
bebeği gerçekten yürekten ciddiye alıp ona bir şey söylediğinde seni nasıl
dinlediğine hayretler içinde kalırsın. Çocuk bir hata yapacak olursa da, onu
suçlamak ve kendini kötü hissettirmek yerine “Şimdi bir şey oldu; sen ne
düşünüyorsun? Bu olan bitenden ne ders çıkarabiliriz?” diye çocuğu düşünmeye
itmek ve aynı şeyi tekrarlamayacak bir düşünce içine girmesini sağlayacak
yöne sevk etmek daha doğru olmaz mı?
- Peki ikinci kural ne?
- Saydıklarımın aslında bir önceliği yok dediğim gibi, aklıma geldiği gibi
söylüyorum. Bir başka kural da, çocuk için bir şeyleri seçmek yerine,
elbise, yemek, oyun seçmek yerine ona “Sen hangisini istersin?” diye sormak
ve onun dediğini yapmak. İnsanları kişi yapan kendi özgün seçimleridir.
Çocuğun seçiminden hoşlanmasak bile, bırakalım o onu denesin ve
beğenmeyecekse de o sonra kendiliğinden beğenmesin.
- Mutlaka oyunlarla ilgili de söyleyeceğin bir şey vardır senin...
- Oyunlar aklı en fazla geliştiren araçlardan olsa... Bilgisayar oyunları
çocukların dikkat, göz ve vücut koordinasyonunu, problem çözme becerilerini,
senaryolarla düşünebilme yeteneklerini geliştiriyor. Benim en çok sevdiğim
oyunlarsa, günlük eşyalarla icat edilecek oyunlar. Ne bileyim, terliklerle,
kalemlerle, meyvelerle oyun icat edilemez mi? Günlük eşyaları oyuncak olarak
kullanmaya başlayan çocuklar, herhangi bir gereci farklı bir şekilde
yorumlamaya alıştıklarından, ileride bir kaynak sorunu gündeme geldiğinde
akla gelmedik bir şeyi çözüm aracı olarak öne sürebiliyorlar. Lego tipi
oyuncaklar da çok yararlı...
- Peki başka?...
- Özellikle yedi yaş altındaki çocukların kitap okuması, muhteşem bir
faaliyet?
- Nasıl, yedi yaşın altındaki çocuklar okuma yazma mı öğrensin?
- Kitap okumanın tek yolu, okuma öğrenmek midir? Çocuklarımıza sadece masal
okuyacağımıza, çocuk klasiklerini ya da klasikleri alalım birer birer onlara
okuyalım. Vesileyle elinden kitap çoktan düşmüş ve çocuk yüzünden kitap
okumaya zaman bulamadığını iddia eden anne-babalar da kitap okur. Hatta daha
iyisi okuduğumuz kitapları banda alalım. Çocuğa sonradan banttan dinleme
imkanı da verebiliriz. Hatta ikinci bir bebeğimiz olursa o da o bantları
kullanabilir. Yurtdışında hazır bile satılıyor böyle bant kitaplar.
- Yani çocuğumuz akıllı olacak.
- Şöyle desek daha doğru: Biz çocuğumuzun aklının gelişeceği bir ortam
verebiliriz ve vermekten sorumluyuz.
(melih arat)