İSLAMİYETTE KADIN
Abdülkâdir-i Cezâyirî
hazretlerinin yaşayışında İslâm ahlâkını bütünüyle müşâhede edip, görmek
mümkündü. Onu gören kendisine hayran kalırdı. Gerek Fransızlarla sulh olduğu
zamanlarda ve gerekse tutsaklığı devresinde Abdülkâdir
Cezâyirî'yi gören generaller; kendisiyle dost olmaya
çalışırlar ve ona İslâmiyetle ilgili, sualler
sorarlardı. Abdülkâdir Cezayirî'nin
Fransız generali Dumas'a İslâmiyetin
kadına verdiği değer hakkındaki cevabı şu şekildedir:
...Bu meselenin gerçek yüzü ve hakîkati sizin işittiğinizin tam
aksinedir. Müslümanların nezdinde kadınlar büyük bir
hürmeti ve değeri haizdirler. Mesela onlar zevcelerini pek severler ve onlara
karşı çok merhametlidirler. Muhabbetin, sevgi duymanın zarûrî gereği ise hürmet
etmektir. Yâni insan sevdiğine hürmet eder. Nitekim, sevgili Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem
buyurdular ki: "Zevcelerine ancak kerîm olanlar ikrâm ve iyilik eder ve
onlara ancak kötü ve alçak olanlar ihânet edip kötülük yaparlar." Diğer
bir hadîs-i şerîfte de Eshâb-ı kirâmına
hitâben buyurdular ki: "Sizin en hayırlınız, zevcesine hayırlı
olanınızdır. Ben, içinizde zevcesine en hayırlı ve iyilik eden kimseyim." Resûlullah efendimiz, mübârek zevcelerini kendi mübârek
elleri ile deveye bindirirlerdi. İslâm büyüklerinin bu konudaki menkıbeleri,
nezaket ve edebleri sayılamayacak kadar çoktur. Ev
işlerinde müslümanlar zevceleri ile müşâvere ederler.
Birçok işleri zevcelerine danışır, onların gönlünü almaya dikkat ederler.
Kadınlar ev işlerinde reisdirler. Dış işleri
kadınlara bırakılmaz. Bu, erkeklerin işidir. Bunu kadınlara yüklemez, kendileri
çekerler.
"