HADİSLERLE IŞIĞINDA FAZİLETİ BELİRTİLEN AMEL VE SÖZLER
 
- Muaz İbnu Cebel radıyallahu anh anlatıyor: "Bir seferde Resûlullah'la 
beraberdik. Bir gün yakınına tesadüf ettim ve beraber yürüdük.
 
"Ey Allah'ın Resûlü, dedim. Beni cehennemden uzaklaştırıp cennete sokacak 
bir amel söyle!"
 
"Mühim bir şey sordun. Bu, Allah'ın kolaylık nasib ettiği kimseye kolaydır; 
Allah'a ibadet eder, Ona hiçbir şeyi ortak koşmazsın, namaz kılarsın, zekât 
verirsin, ramazan orucunu tutarsın, Beytullah'a hacc yaparsın!" buyurdular 
ve devamla: "Sana hayır kapılarını göstereyim mi?" dediler.
 
"Evet ey Allah'ın Resûlü" dedim.
 
"Oruç (cehenneme) perdedir; sadaka hataları yok eder, tıpkı suyun ateşi 
yoketmesi gibi. Kişinin geceleyin kıldığı namaz salihlerin şiarıdır" 
buyurdular ve şu ayeti okudular. (Mealen): "Onlar ibadet etmek için gece 
vakti yataklarından kalkar, Rablerinin azabından korkarak ve rahmetini ümid 
ederek O'na dua ederler. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeyden de 
bağışta bulunurlar" (Secde 16)
 
Sonra sordu: "Bu (din) işinin başını, direğini ve zirvesini sana haber 
vereyim mi?"
 
"Evet, ey Allah'ın Resûlü!" dedim. "Dinle öyleyse" buyurdu ve açıkladı:
 
"Bu dinin başı İslâm'dır, direği namazdır, zirvesi cihâddır!"
 
Sonra şöyle devam buyurdu: "Sana bütün bunları (tamamlayan) baş amili haber 
vereyim mi?"
 
"Evet ey Allah'ın Resûlü!" dedim.
 
"Şuna sahip ol!" dedi ve eliyle diline işaret etti. Ben tekrar sordum: "Ey 
Allah'ın Resûlü! Biz konuştuklarımızdan sorumlu mu olacağız?"
 
"Anasız kalasıca Muâz! İnsanları yüzlerinin üstüne -veya burunlarının üstüne 
dedi- ateşe atan, dilleriyle kazandıklarından başka bir şey midir?" 
buyurdular."
 
Tirmizi, İman 8, (2619).
 
- Ebu'd-Derdâ radıyallahu anh anlatıyor. "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm 
buyurdular ki:
 
"Kim namazı kılar, zekâtı verir ve Allah'a hiçbir şeyi şirk koşmadan ölürse, 
ona mağfiret etmek Allah üzerine bir hak olur. Hicret etse veya doğduğu 
yerde ölse de!"
 
Dedik ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Biz bunu halka anlatsak da sevinseler olmaz 
mı?"
 
"Cennette yüz derece var. Her iki derece arasında arzla sema arasındaki 
kadar mesafe var. Allah onu kendi yolunda cihad edenlere hazırladı. Ben 
mü'minleri bindirebileceğim bir şey bulamamam sebebiyle onlar da (bu yüzden 
cihada iştirak edemedikleri için) benden geri kalmalarına üzülmeleri 
suretiyle mü'minlere meşakkat vermemiş olsaydım, hiçbir seriyyeden geri 
kalmaz, (her birine) iştirak ederdim. Ben (cihad esnasında) öldürülüp, sonra 
tekrar diriltilmeyi, tekrar öldürülmeyi isterim" buyurdular."
 
Nesai, Cihad 18, (6, 20).
 
- Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu 
vesselâm buyurdular ki:
 
"Allah Teâla hazretleri şöyle ferman buyurdu: "Kim benim veli kuluma 
düşmanlık ederse ben de ona harp ilan ederim. Kulumu bana yaklaştıran şeyler 
arasında en çok hoşuma gideni, ona farz kıldığım (ayni veya kifaye) şeyleri 
eda etmesidir. Kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder, sonunda 
sevgime erer. Onu bir sevdim mi artık ben onun işittiği kulağı, gördüğü 
güzü, tuttuğu eli, yürüdüğü ayağı (aklettiği kalbi, konuştuğu dili) olurum. 
Benden birşey isteyince onu veririm, benden sığınma talep etti mi onu 
himayeme alır, korurum. Ben yapacağım bir şeyde, mü'min kulumun ruhunu 
kabzetmedeki tereddüdüm kadar hiç tereddüte düşmedim: O ölümü sevmez, ben de 
onun sevmediği şeyi sevmem."
 
Buhari, Rikak 38.
 
- Hz. Ebu Ümame radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu 
vesselâm buyurdular ki:
 
"Üç şey vardır; her birine Allah garanti vermiştir: "Allah yolunda cihad 
etmek üzere yola çıkan kimse: Bu öldüğü takdirde cennete koyma hususunda, 
ölmeyip döndüğü takdirde ganimet ve sevapla gelme hususunda garantilidir. 
Mescide giden kimseye, öldüğü takdirde, Allah cennete koyma hususunda 
garanti vermiştir. Kişi (fitne zamanında bulaşmayıp) evine çekildiği 
takdirde Allah ona da garanti vermiştir."
 
Ebu Davud, Cihad 10, (2494).
 
- Muaz İbnu Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu 
vesselâm buyurdular ki:
 
"Namaz, oruç ve zikir Allah yolunda infak üzerine yediyüz misli katlanır."
 
Ebu Davud, Cihad 14, (2498).
 
- Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: "Nu'man İbnu Nevfel (bir gün) dedi 
ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Farz namazlarımı kılsam, ramazan orucumu tutsam, 
helali helal bilip haramı da haram tanısam ve bunlara hiçbir ilave (hayır ve 
ibadet)de bulunmasam cennete gider miyim?"
 
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: "Evet!" buyurdular. Nu'man: "Vallahi (bu 
farzlara) hiçbir ilavede bulunmayacağım!" dedi."
 
Müslim, İman 16, (15).
 
- El-Hâris el-Eş'ari radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu 
vesselâm buyurdular ki:
 
"Allah Teâla hazretleri, Yahya İbnu Zekeriyya aleyhimâsselam'a, beş kelime 
söyleyip bunlarla amel etmesini ve onlarla amel etmelerini Beni İsrail'e de 
söylemesini emir buyurdu. Ancak O, bu hususta ağır aldı. İsa aleyhisselâm 
kendisine: "Allah sana beş kelime öretip onlarla amel etmeni ve Beni 
İsrail'e de onlarla amel etmelerini emretmeni söyledi. Ya sen bunları onlara 
emredersin veya bunları onlara ben emredeceğim" dedi. Yahye aleyhisselam: 
"Onları emretmede benden önce davranacak olursan yere batırılmam veya azab 
görmemden korkarım!" dedi ve halkı Beytu'l-Makdis'te topladı. Mescid ağzına 
kadar doldu. Mahfillere de oturdular. (Söz alıp):
 
"Allah bana beş kelime gönderdi ve onlarla amel etmemi ve size de amel 
etmenizi emretmemi bana emretti:
 
-Bunlardan birincisi Allah'a ibadet etmeniz, ona hiçbir ortak koşmamanızdır. 
Allah'a ortak koşanın misali şudur: Bir adam, kendi öz malından altın veya 
gümüş mukabilinde bir köle satın alır ve: "Bu benim evim, bu da işim. (Çalış 
kazandığını) bana öde!" der. Köle çalışır, fakat kazancını efendisinden 
başkasına öder. Kölenin böyle yapmasına hanginiz razı olur? Aynen bunun 
gibi, Allah da size namazı emretti. Namaz kılarken (sağa-sola) bakınmayın. 
Zira Allah yüzünü, namazda bulunan kulunnun yüzüne karşı diker, o sağa sola 
bakmadığı müddetçe.
 
-Allah size orucu emretti. Bunun misali şu insanın misaline benzer; O bir 
grup içerisindedir. Beraberinde bir çıkın içinde misk var. Herkes onun 
kokusundan hoşlanmaktadır. Oruçlunun (ağzında hasıl olan) koku, Allah 
indinde miskin kokusundan daha hoştur.
 
-Allah size sadakayı emretti. Bunun misali de şu adamın misaline benzer: 
Düşmanlar onu esir edip ellerini boynuna bağlamışlar ve boynunu vurmaları 
için cellatlara teslim etmişlerdir. Adam: "Ben az veya çok (bütün malımı) 
vererek kendimi fidye mukabilinde kurtarmak istiyorum" der ve nefsini fidye 
ödeyerek kurtarır.
 
-Allah size, Allah'ı zikretmenizi de emretti. Bunun da misali, peşinden 
hızla düşmanın geldiği bir adamdır. Bu adam muhkem bir kaleye gelip, 
düşmandan kendini korur. Kul da böyledir. Şeytana karşı kendisini sadece 
zikrullahla koruyabilir."
 
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (burada hikayeyi tamamlayarak) dedi ki: 
"Ben de size beş şeyi emrediyorum: Allah onları bana emretti. Dinlemek, 
itaat etmek, cihâd, hicret ve cemaat. Zira, kim cemaatten bir karışcık 
ayrılırsa boynundaki İslam bağını çıkarıp atmıştır, geri dönen hariç. Kim de 
cahiliye davası güderse o cehennem molozlarından biridir!"
 
Bir adam: "Ey Allah'ın Resulü! O kimse namazını kılar, orucunu tutar idiyse 
(yine mi cehennemlik)?" diye sordu. Aleyhissalatu vesselam:
 
"Evet, namaz kılsa, oruç tutsa da! Ey Allah'ın kulları! Sizi müslümanlar, 
mü'minler diye tesmiye eden Allah'ın çağrısı ile çağırın!" buyurdular."
 
Tirmizi, Emsal 3, (2867).
 
- İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu 
vesselâm buyurdular ki:
 
"Bu gece Rabbimden bir (melek, elçi olarak) geldi. -Bir rivayette ise şöyle 
demiştir: "Rabbim bana en güzel bir surette geldi" -ve: "Ey Muhammed!" dedi.
 
"Buyur Rabbim, emrindeyim!" dedim.
 
"Mele-i A'la(da bulunanların) nelerde yarıştıklarını biliyor musun?" dedi.
 
"Hayır!" dedim. Bunun üzerine elini omuzlarımın arasına koydu. Hatta onun 
serinliğini göğüslerimde hissettim. Derken semâvat ve arzda olanları 
öğrendim. Sonra: "Ey Muhammed! Mele-i A'la (efradı) nelerde yarışır biliyor 
musun?" dedi.
 
"Evet! Dereceler(i artıran ameller)de, keffâretlerde. (Keffaretler ise)" 
yaya olarak cemaatlere gitmek, şiddetli soğuklarda abtesti tam almak, 
namazdan sonra namaz beklemektir. Kiim bunlara devam ederse hayır üzere 
yaşar, hayır üzere ölür, günah mevzuunda da annesinden doğduğu gündeki gibi 
olur" dedim. Sonra tekrar: "Ey Muhammed!" dedi.
 
"Buyurun emrinizdeyim!" dedim.
 
"Namaz kıldığın vakit, dedi, şunu oku: "Allahım, senden hayırları yapmamı, 
kötü şeyleri de terketmemi ve fakirleri sevmemi talep ediyorum! Kullarına 
bir fitne arzu edersen, beni, fitneye düşmeden, yanına al!"
 
(Gece bana gelen elçi -veya Rabbim- son olarak) dedi ki: "Dereceler ise, 
selamı yaymak, yemek yedirmek, insanlar uyurken gece namaz kılmaktır!"
 
Tirmizi, Tefsir, Sâd, (3231, 3232).
 
- Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm 
buyurdular ki:
 
"Cennette birtakım odalar vardır. Dışları içlerinden, içleri de dışlarından 
görülür."
 
Bunu işiten bir bedevi ayağa kalkıp: "Bu odalar kim(ler)e ait ey Allah'ın 
Resulü?" diye sordu. Aleyhissalatu vesselam: "Sözü güzel yapan, yemek 
yediren, oruca devam eden, gece herkes uyurken namaz kılan kimse(lere) ait!" 
buyurdu."
 
Tirmizi, Birr 53, (1985).
 
- Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu 
vesselâm buyurdular ki:
 
"Allah Teâla hazretleri diyor ki: "Ben, kulumun hakkımdaki zannı gibiyim. O, 
beni andıkça ben onunla beraberim. O, beni içinden anarsa ben de onu içimden 
anarım. O, beni bir cemaat içinde anarsa, ben de onu daha hayırlı bir cemaat 
içinde anarım. O, şayet bana bir karış yaklaşacak olursa, ben ona bir zira 
yaklaşırım. Eğer o, bana bir zira yaklaşırsa ben ona bir kulaç yaklaşırım. 
Kim bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak giderim. Kim bana şirk 
koşmaksızın bir arz dolusu günahla gelse, ben de onu bir o kadar mağfiretle 
karşılarım."
 
Buhari, Tevhid 15, 35; Müslim, Zikr 2, (2675), Tevbe 1, (2675).
 
- Ebu Zerr radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm 
buyurdular ki:
 
"Allah Teâla hazretleri demiştir ki: "Kim bir hayır işlerse ona sevabının on 
katı verilir veya arttırırım da. Kim bir günah işlerse bunun cezası misli 
kadardır, veya affederim. Kim bana bir karış yaklaşırsa ben ona bir zirâ 
yaklaşırım. Kim bana bir zirâ yaklaşırsa ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kim 
bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak giderim. Kim bana hiçbir şeyi şirk 
koşmaksızın, arz dolusu hata ile kavuşursa ben de onu bir o kadar mağfiretle 
karşılarım."
 
Müslim, Zikr 22, (2687).
 
- Ebu Malik el-Eş'ari radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu 
vesselâm buyurdular ki:
 
"Abdest imanın yarısıdır. Elhamdülilllah mizanı doldurur; sübhanallah 
velhamdulillah arz ve sema arasını doldurur; namaz nurdur; sadaka bürhandır; 
sabır ziyadır; Kur'ân ise lehine veya aleyhine bir hüccettir. Herkes 
sabahleyin kalkar, nefsini satar; kimisi kurtarır, kimisi de helâk eder."
 
Müslim, Taharet 1, (223); Tirmizi, Da'avat 91, (3512); Nesai, Zekat 1, (5, 
5-6).
 
- Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu 
vesselâm bir gün:
 
"Bugün sizden kim oruçlu olarak sabahladı?" diye sordular. Hz. Ebu Bekr 
radıyallahu anh: "Ben!" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm:
 
"Bugün kim bir cenâzeye kadıldı?" dedi. Yine Hz. Ebu Bekr radıyallahu anh: 
"Ben!" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm:
 
"Bugün kim bir fakire yedirdi?" dedi. Hz. Ebu Bekr radıyallahu anh: "Ben!" 
dedi. Aleyhissalatu vesselam:
 
"Bugün kim bir hastayı ziyaret etti?" dedi. Bu sefer de Hz. Ebu Bekr "Ben!" 
dedi. Bunun üzerine Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:
 
"Bunlar bir kimsede biraraya geldi mi, o kimse mutlaka cennete girer!" 
buyurdu."
 
Müslim, Zekât 87, (1028).
 
- Hz. Ebu Zerr radıyallahu anh anlatıyor: "(Ashabtan bazıları): "Ey Allah'ın 
Resûlü! Zenginler ücretleriyle gittiler. Onlar da bizim gibi namaz kıldılar, 
bizim gibi oruç tuttular, mallarının artanından da sadaka verdiler!" 
dediler. Aleyhissalatu vesselam:
 
"Allah size de tasadduk edeceğiniz şeyler verdi: Her bir tesbih sadakadır, 
her bir tekbir sadakadır, her bir tahmid sadakadır, her bir tehlil 
sadakadır, emr-i bi'l-ma'ruf sadakadır, nehy-i ani'l-münker sadakadır, 
herbirinizin (hanımıyla) cimaı sadakadır!" buyurdu. Derken cemaatten: "Ey 
Allah'ın Resûlü! Yani birimizin şehvetine mubaşeret etmesine ücret mi var?" 
diye soranlar oldu. Aleyhissalâtu vesselâm:
 
"İhtiyacını haramla görmüş olsaydı bundan ona bir vebal var mıydı, yok muydu 
ne dersiniz?" diye sual ettiler.
 
"Evet vardı!" demeleri üzerine:
 
"Öyleyse, ihtiyacını helal yolla gördü mü bunda onun için ücret vardır!" 
buyurdular."
 
Müslim, Zekat 53, (1006).
 
- Tirmizi'nin bir rivayetinde şöyle buyrulmuştur: "Kardeşine karşı izhar 
edeceğin tebessümün bir sadakadır. Emr-i bi'l-mâ'rufun ve nehy-i 
ani'l-münkerin sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yolu gösterivermen 
sadakadır; gözü sakat kimse için görüvermen sadakadır; yoldan taş, diken, 
kemik (gibi şeyleri) kaldırıp atman sadakadır; kovandan kardeşinin kovasına 
su boşaltman sadakadır."
 
Tirmizi, Birr 36, (1957).
 
- Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm 
buyurdular ki:
 
"Üç şey vardır, bunlar kimde bulunursa, Allah onun üzerine himayesini açar 
ve onu cennete koyar: "Zayıflara rıfk, anne-bebaya şefkat, kölelere ihsan."
 
Tirmizi, Kıyâmet 49, (2496).
 
4643 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu 
vesselâm buyurdular ki:
 
"Üç kimse vardır ki, bunlara yardım Allah üzerine bir haktır: Allah yolunda 
cihad eden; borcunu ödemek isteyen mükâteb, iffetini korumak niyetiyle 
evlenen kimsi."
 
Tirmizi, Fezâilu'l-Cihâd 20, (1655); Nesai, Nikâh 5, (6, 61).
 
- Hz. Ebu Zerr radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm 
buyurdular ki:
 
"Üç kişi vardır, Allah onları sever, üç kişi de vardır Allah onlara 
buğzeder.
 
Allah'ın sevdiği üç kişiye gelince: "Bir adam bir cemaate gelir, onlardan 
Allah adına birşeyler ister, kendisiyle onlar arasında mevcut bir karâbet 
sebebiyle istemez. Onun başvurduğu kimseler, istediğini vermezler. 
İçlerinden biri cemaatin arkasına kayıp, isteyen kimseye gizlice ihsanda 
bulunur. (Öyle gizli verir ki) onun verdiğini sadece Allah'la ihsanda 
bulunduğu adam bilir.
 
(İkinci adam ise:) Bir cemaat yoldadır. Gece boyu da yürürler. Derken 
(yorulurlar ve) uyku herşeyden kıymetli bir hal alır. Konaklarlar, 
(başlarını koyup yatarlar.) Bir adam kalkıp bana karşı tevazu ve tazarruda 
bulunur, ayetlerimi okur.
 
(Üçüncü adama gelince): Seriyyeye katılmıştır. Seriyye düşmanla karşılaşır, 
hezimete uğrarlar. Ancak o ilerler, öldürülünceye veya başarıncaya kadar 
savaşmaya devam eder.
 
Allah'ın buğzettiği üç kişiye gelince: Bunlar zâni ihtiyar, kibirli fakir, 
zâlim zengindir."
 
Tirmizi, Cennet 25, (2571); Nesai, Zekat 75, (5, 84).
 
- Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu 
vesselâm buyurdular ki:
 
"Yedi kişi var, Allah onları hiçbir gölgenin olmadığı Kıyamet gününde kendi 
gölgesinde gölgeler:
 
-Adil imam,
 
-Allah'a ibadet içinde yetişen genç,
 
-Tekrar dönünceye kadar kalbi mescide bağlı olan kimse,
 
-Allah için birbirlerini seven, Allah rızası için biraraya gelip, Allah 
rızası için ayrılan iki kişi,
 
-Güzel ve makam sahibi bir kadın tarafından davet edildiği halde; "Ben 
Allah'tan korkarım" de(yip icabet etmey)en kimse,
 
-Allah'ı tek başına zikrederken gözlerinden yaş boşanan kimse."
 
Buhari, Ezan 36, Zekat 16, Rikâk 24, Hudûd 19; Müslim 91, (1031); Muvatta 
14, (952, 953); Tirmizi, Zühd 53, (2392); Nesâi, Kudât 2, (8, 222, 223).
 
- Yine Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu 
vesselâm buyurdular ki:
 
"Kim bir hidayete davette bulunursa, buna uyanların sevaplarının bir misli 
ona gelir ve bu durum, onların ücretlerinden hiçbir şey eksiltmez. Kim bir 
dalâlete çağrıda bulunursa, buna uyanların günahlarından bir misli de ona 
gelir ve bu onların günahlarından hiçbir eksiltme yapmaz."
 
Müslim, İlm 16, (2674); Tirmizi, İlm 15, (2676); Ebu Davud, Sünnet 7, 
(4609); Muvatta, Kur'an 41, (1, 218).
 
- Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor. "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm 
buyurdular ki:
 
"Hayra delâlet eden onu yapan gibidir."
 
Tirmizi, İlm 14, (2672).
 
- Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor:
 
"Allah Teâla hazretleri meleklerine şöyle emreder: "Kulum kötü bir amel 
yapmak isteyince, onu yapmadıkça yazmayın. Yapınca, onu aleyhine bir günah 
olarak yazın. Eğer benim rızamı düşünerek terketti ise bunu onun lehine bir 
sevap yazın. Kulum iyi bir iş yapmak arzu edince, yapmasa bile onu, lehine 
bir sevap yazın. Eğer onu yaparsa, en az on misli olmak üzere yediyüz 
misline kadar ona sevap yazın."
 
Buhari, Tevhid 35; Müslim, İman 203, 205, (128, 129); Tirmizi, Tefsir, En'âm 
(3075).
 
- Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm 
buyurdular ki:
 
"Kulun gündüz veya gece amelini yazan hafaza melekleri, yazdıklarını Allah'a 
yükseltirler. Allah sahifenin baş ve son kısmını hayırlı bulursa, meleklere 
şöyle der: "Sizi şahid kılıyorum, ben kulumun sahifesinin iki tarafı 
arasında kalan kısmını mağfiret ettim."
 
Tirmizi, Cenaiz 9, (981).
 
- Amr İbnu Abese radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu 
vesselâm buyurdular ki:
 
"Kim müslüman olduğu halde, saçından bir kıl beyazlarsa, bu, Kıyamet günü 
onun için bir nûr olur. Kim Allah yolunda bir ok atarsa, bu düşmana değse de 
değmese de, atan için bir köle azadı yerine geçer. Kim mü'min bir köleyi 
azad ederse bu onun için cehennemden bir azadlık vesilesi olur: Her bir uzuv 
için bir uzvu ateşten kurtulur.
 
Tirmizi, Fezailu'-Cihad, (1634); Nesai, Cihad 26, (6, 26); Ebu Davud, Itk 
14, (3966).
 
- Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm 
buyurdular ki:
 
"Kıyamet günü aziz ve celil olan Allah şöyle buyuracak:
 
"Ey ademoğlu! Ben hasta oldum beni ziyaret etmedin!" Kul diyecek:
 
"Ey Rabbim, Sen Rabbülâlemin iken ben seni nasıl ziyaret ederim?" Rab Teâla 
diyecek:
 
"Bilmedin mi, falan kulum hastalandı, fakat sen onu ziyaret etmedin, 
bilmiyor musun? Eğer onu etseydin, yanında beni bulacaktın!"
 
Rab Teâla diyecek:
 
"Ey ademoğlu ben senden yiyecek istedim ama sen beni doyurmadın?" Kul 
diyecek:
 
"Ey Rabbim, ben seni nasıl doyururum. Sen ki alemlerin Rabbisin?" Rab Teâla 
diyecek:
 
"Benim falan kulum senden yiyecek istedi. Sen onu doyurmadın. Bilmez misin 
ki, eğer sen ona yiyecek verseydin ben onu yanımda bulacaktım." Rab Teâla 
diyecek:
 
"Ey Ademoğlu! Ben senden su istedim bana su vermedin!" Kul diyecek:
 
"Ey Rabbim, ben sana nasıl su içirebilirim, sen ki Alemlerin Rabbisin!" Rab 
Teâla diyecek:
 
"Kulum falan senden su istedi. Sen ona su vermedin. Bilmiyor musun, eğer ona 
su vermiş olsaydın, bunu benim yanımda bulacaktın!"
 
Müslim, Birr 43, (2569).
 
- Ebu Sa'id radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm 
buyurdular ki:
 
"Kim temiz rızık yer ve sünnete uygun amelde bulunur, halk da kendisinden 
bir kötülük gelmeyeceği hususunda güven duyarsa cennete girdi demektir."
 
Bir adam: "Ey Allah'ın Resûlü ! Bugün insanlar arasında böyleleri çoktur!" 
dedi. Aleyhissalatu vesselam da:
 
"Benden sonraki zamanlarda da olacaklar!" buyurdu."
 
Tirmizi, Kıyamet 61, (2522).
 
- Hz. Bera radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm 
buyurdular ki:
 
"Kim sağmal bir hayvanı veya parayı (karzhasen olarak) iâreten verirse 
veya yolunu kaybedene yolunu gösterirse veya âmâyı sokağına koyarsa 
kendisine bir köle azad edenin sevabı verilir."
 
Tirmizi, Birr 37, (1958).
 
- Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Hz. Peygamber aleyhissalatu 
vesselam'a soruldu:
 
"Ey Allah'ın Resûlü! Bir adam gizli olarak hayırlı ameller yaparken bir de 
bakarsın halk buna muttali olmuştur da bu onun hoşuna gitmiştir?" 
Aleyhissalatu vesselam:
 
"Bu kimsenin iki ücreti vardır: Gizli yapmanın ücreti ve aleni yapmanın 
ücreti."
 
Tirmizi, Zühd 49, (2385).
 
- Hz. Ebu Zerr radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah'a soruldu: "Ey 
Allah'ın Resûlü! Kişi hayır yapsa halk da bu sebeple onu övse (bunun hükmü 
nedir)?
 
"Bu mü'mine (Allah'ın razı olduğuna dair) peşin bir müjdedir" buyurdular."
 
Müslim, Birr 166, (2642).
 
- Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu 
vesselâm buyurdular ki:
 
"Allah için sefer yapanlar üçtür: Gâzi, hacı, umreci."
 
Nesai, Hacc 4, (5, 113).
 
- Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm 
buyurdular ki:
 
"Bir müslüman bir ağaç diker veya bir tohum eker de bunların mahsülatından 
bir kuş veya insan veya hayvan yiyecek olsa, bu onun için bir sadaka olur."
 
Buhari, Hars 1, Edeb 27; Müslim, Müsakat 12, (1553); Tirmizi, Ahkâm 40,. 
(1382).