Mâşaallah, bârekallah ile birlikte söylenmeli
 

 
 

Mâşaallah kelimesi, o kadar güzel, o kadar sıcak bir ifadedir ki Allah’ın rahmaniyetinin ve rahimiyetinin söze yansımış halidir. Allahü Teala bu sözdeki rahmaniyetiyle yeryüzündeki bütün insanların o rahmetten nasipdar olmasını dilemiştir. Bu yüzden söylerken bazı değişikliklere uğraması pek ehemmiyetli değildir. Sözün içindeki rahmaniyet insanı kendine cezbetmiştir.

Dua manasına gelen Mâşaallah kelimesi, aynı zamanda ayet-i kerimedir. Kehf Sûresi’nde Hazreti Allah (cc) mal mülkle imtihan ettiği bir kişinin durumunu anlatır. Ve bu kişi arkadaşıyla konuştuğunda arkadaşının ona “Ne olurdu sen bu güzel cennete girdiğinde keşke ‘benim’ sevdasında olmasaydın, gururla girmeseydin de bunu ifade eden ‘Mâşaallah la kuvvete illa billah, bunu Allah diledi de oldu. Allah’tan başka bir kuvvet sahibi yoktur’, diye bu güzelliğin sahibine teslim eder bir halde olsaydın.” diye hitabı ve tavsiyesi vardır. BNazarı değen kişide kalbî bir niyet vardır. Kişi kötü bir niyet sahibi değilse nazarın tesiri fazla olmaz veya karşıdakinin helakine sebebiyet vermez. Ama bazen çok sevmenin de getirdiği kötü niyetli olmayan bir nazar şekli de vardır. İşte Mâşaallah kelimesi bu şekildeki niyeti def etmek içindir. Kötü nazar kötü niyetlerden dolayı değer. Bunun bertaraf edilmesi de kişinin itikadının, niyetinin düzgünlüğüyle oluşur. Mâşaallah, bu düşünce düzgünlüğünü ifade eden bir sözdür.

Mâşaallah deyince beğendiğimiz, sevdiğimiz, gördüğümüz bir güzelliğin esasında Allah’a ait olduğunu lisanen zikretmiş oluruz. Bu düşünce ile beraber bunu zikrettiğimizde artık o baktığınız şey Allah’ın mülkünde olduğu tasdiklenmiş bir mülk olarak envantere geçer. Dolayısıyla muhafazası da doğrudan külli iradeye teslim edilmiş olur. Kendinizden bilir de güzelliği ifade edip sahibini unutur bir vaziyette olursanız, adeta onun mülkünden bir şeyleri aşırmaya çalışan hırsız hükmüne girersiniz. Neticede ya bu bed nazarlı birinin lokması olacak, helakiyle vuku bulacak veya kişinin böbürlenmesiyle kaybolup gidecektir.

Mâşaallah; ‘bunu Allah diledi de oldu’ demektir

Mâşaallah deyip Allah’ın mülkünde olduğunu tasdik ederek o malı korumuş oluruz. Şöyle ki dünyevi nimetler insanın emrine verilmiştir ama bunların birçoğu fânidir. Mâşaallah diyerek bize ayrılan bir nimeti veya güzelliği Allah’ın bâki alemine iade etmiş oluruz. Dolayısıyla o malda mülkte fanilik en azından sizinle beraber olduğu müddetçe kaybolmaz, o nimetin yokluğunu hissetmezsiniz. Onu kendi hayatınız ve alakanız nispetiyle kayıt altına alırsınız.

Mâşaallah söz olarak, ‘bunu Allah diledi de oldu’ demektir. İnsana “Ne kadar çalışırsan çalış, neticede bunu Allah’ın verdiği bir değer olarak kabul edersen değerlidir; aksi halde bunların Allah katında hiçbir değeri yoktur” diyerek imanımızı da vesikalandırmış oluruz. Bu sebepten dolayı anne-babanın çocuğuna daha çok nazarı değdiği söylenir. Seven kişi sevdiğini muhabbetle o kadar sahiplenir ki bu durum Allah’ın rızasına muhalif olur. Bazen bu sevgiyle beraber nimetin sahibi unutulabilir. Fakat ‘Mâşaallah’ denildiğinde ‘benimalakam bu sevmekle yine O’ndandır’ manasına gelir.

Allah’ın nimetlerini sınırlandırırken âdet olmuş bir hudut çekeriz. Ondan evvel unuttuğumuz bir nimet de O’nu sevebilme nimetidir. Yeşili görmeniz bir nimettir; yeşili sevebilme kabiliyetini veren de yine Allah’tır. Mâşaallah kelimesi ile sadece nimeti kayıtlandırmaz, kendimizi de aradan çıkarmış oluruz. Nimete mazhar olan kişiyi de aradan çıkarırız. Bu manasıyla ‘Mâşaallah’ kelimesi pratik hayatta tevhidin ikrarının da ayrı bir tecellisidir. Çünkü tevhid mahlukatta Allah’ı müşahede etmek, deliller görmek olduğu gibi her nefeste Allah’ı bilmek manasına gelen geniş bir ifadedir. La ilahe illallah ‘Ben yokum ya rabbi Sen varsın’ demenin lafzî ifadesidir. ‘Mâşaallah’ kelimesi bu tevhidi ikrar ettiğinizin, sabit kadem olduğunuzun başka başka sahalarda tecelli etmesinin tasdiki manasındadır.

Bârekallah diyerek de ‘bu nimeti benim için mübarek eyle’ kaydını koyarız

Efendimiz (sas)’den beri devam eden köklü kültürümüzde ‘maşallah’ ile beraber ‘barekallah’ kelimesi de kullanılır. Bu, “Allah diledi oldu; fakat Allah bunu sana lütfuyla vermiş olsun ki, sende bu mübarek olsun” anlamına gelir. Çünkü her nimet Allah’ın lütfundan değildir, bazen kahrından da olabilir. Biz bunu asla bilemeyiz. ‘Maşallah’ diyerek nimetin Allah’tan olduğunu tasdik eder, ‘barekallah’ diyerek de ‘bu nimeti benim için mübarek eyle’ kaydını koyarız. Peygamber (sas) de bu şekilde yapmıştır.

Mâşaallah, insana gelecek olumsuzlukları azaltır

İnsan zikretmekle etrafında onu çevreleyen bir melaike zırhı oluşur. Zikrettikçe onu koruyan meleklerin sayısı artar. Hatta onu şer işlerden korumak için de muhafız olan melekler hep artış gösterir. Ancak, insanın lisanındaki bozukluklar, küfre ait sözler de etrafındaki şeytani kuvvetlerin artmasına sebep olur.

Mâşaallah kelimesi ise insanın üzerindeki dışarıdan gelebilecek olumsuz etkileri de azaltır. “Nazar şeytanın oklarından bir oktur.” der Peygamber Efendimiz (sas). Bunu insanı günaha sevk eden bakış olarak anlayabileceğimiz gibi insana dışarıdan gelen nazar şeklinde de anlayabiliriz. Her iki durumda da alınması gereken tedbirler vardır. ‘Mâşaallah’ karşıdan gelecek negatif durumları da izale etmiş olur. Kötü nazar mavi şua şeklinde yıldırım gibi çarpar. Mâşaallah deyince önüne zırh gibi bir set çekilir. O ışık çarpıp geri döner. Mavi nazar boncuğu kullanılmasının sebebi de budur. Nazar boncuğunu, nazardan muhafaza etmesini umarak kullanmak şirktir. Yoksa çocuğa üzerinde parıldayan şeyler takmak dikkat çeker, nazarları alır diye düşünülür.

Mâşaallah, Allah’a hamd manasına da gelir. Kişi bir nimete mazhar olduğunda onun Allah’ın dileğiyle olduğunu ifade eden bir söz kullanması hem kendisinin sahibi olan Allah’ı hatırlaması bakımından tevhid, hem de nimetin sahibine karş ı teşekkür etmiş olur. Mâşaallah tesbih olarak çekilmiyor; çünkü bu kelimenin Allah’ın nimetleri görüldükçe söylenmesi isteniyor. Mâşaallah müşahedesiz olmaz. Mâşaallah diye üzerimize yazmakla onun tesirinden azami istifade edemeyiz. Bunun için niyet lazım. Telaffuz ederken de niyetin sağlamlığı hem nimetin devamına, hem de nimetlerin ve bilhassa itikadımızın, kulluğumuzun muhafazasına vesile olacaktır. Bela ve musibetlere, kişinin günahla yaptığı ortaya çıkan zahiri saltanata Mâşaallah demek yaptığı kabahati Allah’a yüklemek gibi düşünmektir ki, bu küfürdür. Bu, içki içerken besmele çekmeye benzer. Fâsıklıktan öte kişiyi dinden düşürür. İstihza yoluyla ‘Mâşaallah’ demek veya Allah’ın haram bir şeyine baktığı zaman da ‘Mâşaallah’ demek, şehevâni, nefsani boyutta bu ulvi kelimeyi kullanmak da kişiyi -Allah muhafaza- istihza makamında olduğu için dinden düşürüverir.

 

Kaynak: Zaman / Ailem